EPDK’nın Gurur Günü...

EPDK yeni hizmet binasının açılış töreni Cumhurbaşkanımız Sn. Recep Tayyip Erdoğan’ın teşrifleri ile gerçekleştirildi.

Törene Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, Ticaret Bakanı Mehmet Muş, Danıştay ve Sayıştay Başkanları, çok sayıda üst düzey bürokrat, iş adamları, basın mensupları ve EPDK personeli de katıldı.

Açılışta konuşan EPDK Başkanı Mustafa Yılmaz son günlerde dünyanın hemen her köşesinde, enerji piyasalarındaki, enerji ekosistemindeki gelişmelerin, tartışmaların ve kararların kamuoylarının öncelikli gündem maddeleri arasında olduğunu dile getirerek, "Küresel enerji piyasaları zorlu sınamalarla karşı karşıya. Ancak enerji sektörü için bunun yeni bir durum olduğunu söyleyemeyiz" dedi.

Enerji sektöründeki sınamaların ve çalkantıların sürekli olduğunu vurgulayan Başkan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Çalkantı olarak nitelenen, değişimin ve dönüşümün neden olduğu etkilerdir. Bugünün dünden farkı ise, değişim ve dönüşüm sürecinin hızı, kapsamı ve boyutudur. Hiç olmadığı kadar ticarileşmiş olan enerjinin nüfuz alanının genişliği, elektrifikasyon ihtiyacının çokluğudur. Karşı karşıya kalınan meydan okumaların derinliği ve bunlara hızla cevap verme gerekliliğidir. Bugünü dünden ayıran önemli bir fark da küresel iklim değişikliğidir. Küresel iklim değişikliği tartışmaları kuvveden fiile çıkmış artık sıradan insanların gündemine girmiştir."

Başkan Mustafa Yılmaz, alınan kararların ve piyasalardaki gelişmelerin, fosil yakıtlara daha uzun yıllar ihtiyaç olduğunu gösterdiğini belirterek, "Son aylarda fosil yakıt fiyatlarındaki dalgalanmalar ve artışlar da bu ihtiyacı net bir şekilde ortaya koyuyor" diye konuştu.

Mustafa Kemal Atatürk'ün, "Hiçbir piyasanın başıboş olmadığı" sözünü EPDK olarak ilke edindiklerini ifade eden Yılmaz, "Bu sözün haklılığının işareti olan bu tür tepkiler ve değerlendirmelerin söylediği bize göre şudur, 'Asıl olan çatışmacı değil uzlaşmacı bir ekosistem, yıkıcı değil yapıcı rekabet düzeni, katı değil esnek bir yönetim anlayışının hakim kılınmasıdır" dedi.

Bilginin baş döndürücü bir hızla bireylere ulaştığı bir çağın içinde olunduğuna da değinen Mustafa Yılmaz, şunları söyledi:

"Bu çağda doğru bilgiden daha çok yanlış ve yanıltıcı bilginin 'gerçeklik' adı altında dolaşıma sokulduğu hepimizin malumu. Ama asıl gerçeklik yapılan yatırımlardır, verimliliktir, her açıdan sürdürülebilirliğin sağlanmasıdır, kesintisiz mal ve hizmet sunabilme kabiliyetidir. Ve nihayetinde gerçeklik, katlanılan maliyet, ödenen bedeldir. Elbette bazen sıkıntılar yaşayabiliriz. Stresler artabilir. Önemli olan esnekliği yitirmemek ve aktif tutum alabilmektir. Unutulmamalıdır ki krizler yönetilebildiği ölçüde fırsatları da barındırır."

Açılışa katılan Enerji Bakanı Fatih Dönmez de Türkiye'nin kurulu gücünün birkaç ay içinde 100 bin megavata ulaşacağına dikkat çekerek, "Türkiye’nin 81 il merkezinde bugün doğal gaz kullanılıyor. Karadeniz’deki keşiflerimizin miktarını ve değerini artıracak yeni müjdeler için gün sayıyoruz" ifadelerini kullandı.

Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanı (YEKA) modeliyle teknoloji geliştirme odaklı yenilenebilir enerji politikası izlendiğini vurgulayan Bakan Dönmez, 2021 içinde bugüne kadar devreye alınan 3 bin 144 megavatlık kurulu gücün yüzde 97,5'ini yenilenebilir kaynakların oluşturduğunu söyledi.

Bakan Fatih Dönmez, bugün EPDK binasının açılışının yanı sıra 607 megavat kapasiteli 3 yeni yenilenebilir enerji tesisinin devreye alındığını belirterek , "Adıyaman, Bingöl ve Balıkesir’de biri güneş enerjisi, biri biyokütle diğeri de hibrit olmak 3 yeni tesisle daha yenilenebilir enerjide her zaman ifade ettiğimiz 'Daha Fazla Yerli, Daha Fazla Yenilenebilir' anlayışımıza bir tuğla daha ekliyoruz. Bir yandan Türkiye’nin enerjisini her geçen gün yükseltirken, diğer yandan da vatandaşlarımızı artan küresel enerji fiyatlarından korumak için gereken her türlü tedbiri alıyoruz" dedi.

Bugüne kadar vatandaşa 127 milyar liralık enerji desteği vererek faturalardaki yükü bir nebze azalttıklarını dile getiren Dönmez, "Önümüzdeki dönemde faturalardaki TRT ve Enerji Fonunu da kaldırarak vatandaşlarımıza yaklaşık 3 milyar liralık bir destek vermiş olacağız" dedi.

Enerji Bakanı Dönmez, sektöre emek verenlerin Enerji Çalışanları Haftasını kutlayarak sözlerine son verdi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da açılış töreninde yaptığı konuşmada, EPDK'nın kuruluşundan bugüne kadar ortaya koyduğu tablonun gurur vesilesi olduğunu söyledi. Erdoğan, kurumun enerji piyasalarının serbestleştirilmesi ve düzenlenmesindeki uygulamalarıyla uluslararası düzeyde takip edilen bir yapıya dönüştüğünü belirtti.

Kurumsal kapasitesini güçlendirerek bugünkü seviyesine ulaştırdıkları EPDK'nın en önemli eksikliğinin uzun yıllar kendine layık bir hizmet binasının bulunmaması olduğunu ifade eden Erdoğan, 2015 yılındaki 6'ncı Dünya Enerji Düzenleme Forumu'nda bu ihtiyacın giderilmesiyle ilgili talimatları vererek, çalışmaları başlattıklarını anımsattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 4 yıl gibi bir sürede tamamlanan EPDK yeni hizmet binasının hayırlı olmasını diledi.

Yeni binanın ev sahipliği yaptığı kurumu en güzel şekilde temsil eden bir mimariye ve altyapıya sahip olduğunun görüldüğünü vurgulayan Erdoğan, yatay mimari anlayışıyla, insan odaklı bir şekilde inşa edilen, en yüksek seviyede enerji verimliliğini hedefleyen binanın çatısının tamamının güneş enerjisi ve su ısıtma panelleriyle kaplı olduğunu aktardı.

Bu panellerin binada kullanılan enerji ve suyun önemli bir bölümünü karşıladığını dile getiren Erdoğan, modern çalışma alanlarının yanı sıra binada kreş, mescit, konferans salonu, fuaye, sergi bölümü, kütüphane ve kapalı otopark gibi her türlü ihtiyacın düşünüldüğünü bildirdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, mimarisiyle, konumuyla, yeşil ergonomi anlayışının tezahürü olan altyapısıyla göz dolduran bir eseri daha Türkiye'ye kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirterek, eserin inşasına katkı veren kurumlara ve çalışanlara teşekkür etti.

EPDK'nın, yeni binasında enerji sektöründe oynadığı kritik rolü çok daha başarılı bir şekilde devam ettireceğine inandığını vurgulayan Erdoğan, bugün ayrıca özel sektörün Adıyaman, Balıkesir ve Bingöl'de inşa ettiği yenilenebilir enerji santrallerinin de açılışını gerçekleştireceklerini hatırlattı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Türkiye'nin çatıda yapılan en büyük güneş enerjisi projesini, çöp gaz elektrik üretim tesisini, Avrupa'nın en büyük birleşik yenilenebilir elektrik üretim santralini bugün resmen hizmete alıyoruz. Enerji sektörümüze güç katacak Adıyaman, Balıkesir ve Bingöl'deki kardeşlerimize istihdam imkanı sunacak bu önemli yatırımların da ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. Salgın şartlarına rağmen Türkiye'nin geleceğine ve potansiyeline inanan yatırımcılarımızı canıgönülden tebrik ediyorum." diye konuştu.

Türkiye ekonomisinin son 19 yılda olağanüstü bir iki dönem haricinde yüksek büyüme trendini sürekli devam ettirdiğine dikkat çeken Erdoğan, Türkiye'nin enerji talebinin, ekonomik büyümesine ve nüfusuna paralel olarak arttığını söyledi.

Elektrik enerjisi tüketiminin sadece bu yıl yüzde 8 seviyesinde arttığına işaret eden Erdoğan, "İlgili kurumlarımızın yaptığı çalışmalar, elektrik enerjisi talebimizin yılda ortalama yüzde 3,5 oranında artacağını gösteriyor. Ekonomimizin salgın şartlarına rağmen yakaladığı ivmeyi devam ettirmesi durumunda bu oranlar daha da yukarıya çıkacaktır. Hükümet olarak, gerek ülkemizin artan enerji ihtiyacını gerekse küresel ekonomik görünümü dikkate alarak, çalışmalarımızı yürütüyoruz." bilgisini paylaştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 2017 yılında açıkladıkları Milli Enerji ve Maden Politikası'nın, bu süreçte kendilerine ve enerji sektörüne rehberlik ettiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Daha çok yerli, daha çok yenilenebilir şiarıyla sürdürdüğümüz çalışmalarımızın hedefi enerji ihtiyacımızı yerli ve milli imkanlarla sürekli, kaliteli ve uygun fiyatlarla karşılamaktır. Bunun için yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji sepetimizdeki payını devamlı yükseltiyoruz. Rüzgar ve güneş enerjisinde 2027 yılına kadar 10'ar bin megavatlık ek kurulu güç katkısı hedefliyoruz. Enerji havuzumuza nükleer enerjiyi de ekleyerek üretim portföyümüzü daha da çeşitlendirmeyi ve zenginleştirmeyi arzu ediyoruz."

Mersin'e eylül ayında yaptığı ziyarette Akkuyu Nükleer Güç Santrali'ni de ziyaret ederek, gelinen aşamayı bizzat yerinde gördüğünü anlatan Erdoğan, "Her biri 1200 megavat güce sahip 4 üniteden oluşan 4 bin 800 megavat kapasiteli olarak planladığımız santralimizle ilgili çalışmalar devam ediyor." sözlerini sarf etti.

Akkuyu Nükleer Santrali'nin ilk ünitesini 2023 yılında devreye almayı planladıklarını belirten Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Böylece Türkiye'yi dünyada nükleer enerjiyi işleyen ve kullanabilen sınırlı sayıdaki ülkeler arasına dahil etmiş olacağız. Akkuyu'nun ardından süratle 2'nci, hatta 3'üncü nükleer güç santralimiz için hazırlıklara başlayacağız. Her ne kadar çevrecilik adına sokakları yakıp yıkanlar, attığımız her adım gibi bunu da eleştirseler de biz nükleer enerjiyi ülkemize kazandırmakta kararlıyız. Dünyanın 32 ülkesinde 443 nükleer güç santrali halen faaliyetteyken 'Türkiye nükleer enerjiye sahip olmasın' demek ihanet değilse gaflettir. Ülkemizin temiz nükleer enerjiye ulaşma çabalarını dile dolayanların, çevre duyarlılığından ziyade başka gündemlerle hareket ettiği açıktır.

Türkiye'nin ekonomik bağımsızlığına, Türk milletinin refahına dair yüreğinde zerre kadar hassasiyeti olanın nükleer enerjiye karşı çıkması mümkün değildir. Burada asıl sorgulanması gereken, Türkiye'nin bu adımı neden 20-30 sene evvel atmadığıdır. Dünyanın özellikle 60 yıldan fazla süredir kullandığı bu imkana bizim bu kadar geç kavuşuyor olmamız ülkemiz adına büyük bir kayıptır. Akkuyu'nun hizmete girmesiyle hem ülkemizin bu eksikliğini giderecek hem de iklim değişikliğiyle mücadelemize önemli bir katkı sağlamış olacağız."

Yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla istifade etmenin yollarını aradıklarını belirten Erdoğan, bu alanda son 19 yılda ciddi mesafe katedildiğini söyledi.

Türkiye'nin kendi akarsuları, rüzgarı, güneşi ve jeotermal kaynaklarından elde edilen enerjinin payının yüzde 290 arttığına dikkati çeken Erdoğan, "Bugün yenilenebilir enerji kurulu gücümüz 52 bin 140 megavat değeri ile toplam kurulu gücümüzün yüzde 53'lük kısmını oluşturuyor. Jeotermal enerjisi kurulu gücü bakımından 2020 yılı verilerine göre Avrupa'da birinci, dünyada ise dördüncü sıradayız." diye konuştu.

Türkiye'nin 2020 yılında toplam yenilenebilir kurulu gücünde dünyada 12'nci, Avrupa'da 5'inci sırada yer aldığını dile getiren Erdoğan, "Nereden nereye." ifadesini kullandı. Geçen yıl üretilen elektrik enerjisinin yüzde 57,4'ünün yerli, yüzde 42,5'inin yenilenebilir kaynaklardan elde edildiğini aktaran Erdoğan, şunları kaydetti:

"Özel sektörümüzün de yatırımlarıyla, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarının enerji sepetimizdeki payını her geçen gün arttırıyoruz. Allah'ın ülkemize bir lütfu olan akarsulardan, güneşten, rüzgardan en etkin şekilde faydalanmanın gayreti içindeyiz. Bugün rüzgar türbinleri Türkiye'nin dört bir yanını kuşatırken, rüzgardan elektrik üretiminde ardı ardına rekor kırıyoruz. Artık vatandaşlarımızın binalarının çatılarına yerli üretim güneş panelleri kurarak kendi enerjisini üretebildiği bir dönemi yaşıyoruz. Ancak sermaye düşmanlığı, anti-emperyalizm, yerli kaynaklarımızdan yararlanma çabalarını engellemeyi çevrecilik zanneden marjinal örgütlerin burada da piyasaya sürüldüğünü görüyoruz. Dünyanın en temiz enerji kaynaklarına karşı çıkmanın çevre ile bir ilgisi olmadığı açıktır. Nasıl ağaç bahanesiyle vizyon projelerimize kastedenlere fırsat vermediysek, çevre diyerek enerji hamlemizi dinamitlemeye çalışanlara da meydanı boş bırakmayacağız. Türkiye düşmanlarına piyonluk yapanlara rağmen, ülkemizin yerli ve yenilenebilir kaynaklarını azami düzeyde kullanmaya devam edeceğiz."

Etrafı zengin petrol ve doğal gaz kaynakları ile çevrili bir ülke olarak Türkiye'nin son yıllarda arama ve sondaj çalışmalarında bir paradigma değişikliğine gittiğini vurgulayan Erdoğan, Türkiye'de çok uzun yıllar boyunca petrol ve doğal gaz arama çalışmalarının genellikle kiralama usulüyle yapıldığını anımsattı.

Özellikle derin deniz sondajlarında Türkiye'nin tamamen dışa bağımlı olduğuna dikkati çeken Erdoğan, ciddi kaynak ayrılan, büyük meblağlar harcanan bu çalışmalardan yakın tarihe kadar olumlu bir sonuç çıkmadığını söyledi.

Daha önce kiralama veya benzeri yöntemlerle yürütülen bu faaliyetleri milli imkanlarla sürdürmeye karar verdiklerini belirten Erdoğan, o dönemki Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak ile halefi Fatih Dönmez'in alınan bu kararı titizlikle hayata geçirdiğini kaydetti.

Erdoğan, 3 sondaj ve 2 sismik araştırma gemisinin Türkiye'nin filosuna dahil edildiğini hatırlatarak, şöyle devam etti:

"Sahip olduğumuz filoyla 2018 yılından bu yana 14 derin deniz kuyusu açtık. Akdeniz ve Karadeniz'deki iki ve üç boyutlu sismik aramalarımızı ne yaptık? 6-7 katına çıkarttık. Karalama kampanyalarına ve gizli-açık sabotajlara rağmen, sabırla yürütülen bu çalışmalar neticesinde hamdolsun geçen sene Karadeniz'de tarihimizin en büyük doğal gaz keşfine imza attık. Toplam 540 milyar metreküplük bu keşifle Türkiye artık farklı bir lige yükselmiştir. Ülkemizi ve hükümetimizi hedef alan çirkin saldırıların sebeplerinden birisi de kendi kaynaklarımızı milletimizin istifadesine sunma kararlığımızdır. Tilki yetişemediği üzüme ne dermiş? Koruk dermiş. Şimdi muhalefet, anası ile yavrusuyla hepsi de ne diyor? Koruk. İsteseniz de istemeseniz de sondaj gemilerini de artıracağız, sismik araştırmaları da artıracağız ve Karadeniz'de de Akdeniz'de de nerede ne var ne yok bunları bulup çıkartacağız."

"Nasıl savunma sanayi alanında yapılan hamleler, Türkiye'yi pazar olarak görenleri rahatsız ediyorsa, enerji konusunda attığımız adımlar da bazı çevreleri rahatsız etmektedir." diyen Erdoğan, doğal gaz keşfinin ardından medyada ve sosyal medyada yazılanları hatırlattı. Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kanal kanal gezerek ne dediler? 'Keşfettiler ama çıkaramazlar.' diyen gafillerden, 'gazın ekonomik fayda sağlamayacağını' iddia eden sözde ekonomistlere kadar bir sürü saçmalığa şahit olduk. Milletin mutluluğunu paylaşmak yerine günlerce sükut orucu tutan siyasetçileri, parti genel başkanlarını gördük. Türkiye'nin başarısını yabancılar dahi takdir ederken, içimizdeki bu gafiller ağızlarını her açtıklarında keşfi önemsizleştirmek için adeta seferber oldular. İçlerindeki nefreti ortaya seren hezeyanlarla milletin sevincine gölge düşürmeye çalıştılar. Oysa ki bu keşfin ülkemiz için taşıdığı anlam izahtan varestedir. Karadeniz'deki gazın devreye girmesi, Türkiye'yi rahatlatacak, doğal gaz tedarikinde elini güçlendirecek, ekonomimizdeki çarpan etkisi artacaktır. İnşallah gazı çıkardığımız anda biz, bu gazı kiminle paylaşacağız? Tabii ki halkımızla paylaşacağız. Varsın anası, yavrusu düşünsün. Biz, devlet olarak görevimizi yapacağız. Ayrıca ülkemizin derin denizlerde arama, sondaj ve üretim kabiliyetleri üst bir noktaya ulaşacaktır. Bu gemilerimiz oralarda da kiralama olarak görev yapacaktır."

Erdoğan, Karadeniz gazının ilk fazının 2023'te kullanıma hazır hale getirilmesi için yoğun bir şekilde çalıştıklarını bildirdi. "Çok daha güçlü, bağımsızlığını daha da perçinlemiş bir ülke olarak Cumhuriyetimizin 100'üncü yılını kutlamayı arzu ediyoruz." diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"2002'den beri verdiğimiz zorlu ve kutlu mücadeleyi, aziz milletimizi asırlık bir hayaline daha kavuşturarak inşallah taçlandırmak istiyoruz. Bu süreçte hükümetimiz, resmi kurumlarımızla beraber özel sektörümüze de elbette ağır sorumluluklar düşüyor. Türkiye'nin her alanda olduğu gibi enerjide de tarihi başarılara imza atmasının gerisinde özel sektörümüzün dinamizmi ve cesareti var. Özel sektörümüz 200 milyar doların üzerinde sabit sermaye yatırımıyla hem ülkemizin gücüne güç kattı hem de istihdam seferberliğimiz ve arz güvenliğimizde öncü rol oynadı. Biz de özel sektörümüzü teşvik ederek, sıkıntılarını çözerek, onlara gereken her türlü desteği verdik."

Koronavirüs salgını sürecinde yaşananların, son 19 yılda atılan bu adımların ne kadar doğru, ne kadar isabetli olduğunu gösterdiğini belirten Erdoğan, "Kaptanın hüneri dalgalı denizde belli olur. Buradan hareketle Türkiye, salgının yol açtığı zorlukları en hızlı atlatan ülkelerden biri olmuştur." dedi.

Ana muhalefet ve diğer muhalefet partilerinin şehir hastanelerinden rahatsızlık duyduğunu dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:

"Hale bak... Eğer bu şehir hastanelerimiz, hastanelerimiz olmamış olsaydı biz bu koronavirüsle nasıl savaşacaktık, nasıl bu mücadeleyi verecektik? Şimdi ise bu hastanelere gidenler memnuniyetlerini ifade etmekle kalmıyorlar, şimdi yeni bir şey daha uydurdular. Ne diyorlar? 'Hastane var da doktor yok.' Elinize dilinize dursun. Nerede doktor yok, hepsi de var. Dün 40 bin personel daha ilave etme kararını Kabine Toplantımızda aldık ve açıkladık. Bundan sonra da erken vakitli ve etkili tedbirler alarak proaktif bir anlayışla çalışmalarımızı sürdüreceğiz."

Salgının olumsuz küresel etkileri sebebiyle vatandaşların sırtına binen yükü hafifletirken iş dünyasına da destek olacak projeleri hayata geçireceklerini vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Dün Kabine Toplantımız sonrasında alınan kararları ve salgın sürecinde enerji başlığında milletimize verdiğimiz desteklerin icmalini paylaştık. Türkiye'ye ve millete dair hiçbir hedefi, ideali olmayan felaket çağrıcılarına prim vermeden yolumuza hep beraber kararlılıkla devam edeceğiz. Son 19 yıldır olduğu gibi 2023'e giden süreçte de özel sektörümüzle tam bir dayanışma içerisinde hareket edeceğimize inanıyorum. Sizlerden, Türkiye'ye güvenmenizi, Türkiye'nin aydınlık yarınlarına yatırım yapmayı sürdürmenizi bekliyorum."

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun yeni hizmet binası ile enerji santrallerinin hayırlı olmasını dileyerek bu eserlerin Türkiye'ye kazandırılmasında emeği geçenleri tebrik etti.


12.11.2021 - 31.03.2023 Birimi : Basın Müşavirliği   Görüntülenme Sayısı: 6426